
DÖRT ATA
Sık kullandığımız atasözlerinden biridir “dört atanın da hakkı birdir.” Öncelikle belirteyim galatı meşhurlardan biri, yani yanlış bilinen kelimeler ve sözlerden birdir bu.
Dört ata olarak bilineni nedir? Ana-Baba-Kaynana-Kaynata.
Değildir efendim işte galatı meşhurluğu da buradan gelir. Çünkü ilk ikisi doğru olmakla birlikte diğer ikisi doğu değildir. Doğrusu usta ve öğretmendir. Yüce Türk geleneği bu dört kişiyi kutsal ve üzerimizde hakkı olan kişiler tayin etmiştir. Derinlemesine düşünürseniz ne kadar da haklı olunduğu zaten anlaşılacaktır. Ana baba zaten bellidir ama öğretmen ve ustanın da hakkının ödenmeyeceği mutlak teslim edilmesi gerektiği, ölürken de helalliğinin alınması gerektiği öğretilmiştir bize.
Üçünü bir yana koyalım öğretmenlere bakalım bu yazıda.
Gerçekten dört atadan biri olarak görüyor muyuz onu. Daha önce öğretmen adlı makalemde öğretmenlerle ilgili daha detaylı şeyler yazmıştım o nedenle bu sefer daha farklı ve daha acı bir noktaya değineceğim.
Geleneğin bize yüklediği bu kadar ağır bir sorumluluğa rağmen bugün Nevşehir’de öğretmen için biçilen bedele lütfen bakar mısınız?
( Yazıma başlamadan hemen belirteyim mevcut öğretmen evini bu yazının dışında tutuyorum çünkü bahsedeceğim konunun orayla ilgisi yok. Yeni yapılan öğretmen evi her haliyle mükemmel bir yer oldu. Otel olarak dışardan gelen konuklara verdiği hizmetle, yerelde düğün, nişan ve organizasyonlarda yönetici ve öğretmenlerin üstün gayretleriyle harika işler çıkarıyorlar. )
Bahse konu olan merkezde bulunan öğretmenler, özellikle de emekli öğretmenlerle ilgili. Oturacak, sohbet edecek, tavla-oyun oynayacak bir yeri bile yok. Öğretmenlerimiz yeni yapılan binayı sosyal tesis olarak kullanamıyor.
Bu duruma nasıl düştük.
Şimdilerde Vilayetler birliğine otel olarak tesis edilen eski Cumhuriyet Okulu binası öğretmen evi olarak kullanılırken tüm öğretmenlerin toplanma, buluşma ve hasret giderme yeriydi. Her açıdan doyurucu bir mekandı, şehrin merkezindeydi, pek çok emeklinin yürüyüş mesafesindeydi, akşam oldu mu alışverişini yapar on metre uzağındaki otobüsüne biner mutlu mesut evine giderdi.
Öğretmenevinin oradan kaldırılması ile ilgili ilk adımlar Vali Abdurrahman Savaş il milli eğitim müdürü Abdulgafur Büyükfırat dönemlerinde atıldı. Daha sonraki yıllarda bu fikir gelişti, büyüdü eyleme dönüştü.
Bu fikre temelde karşı çıkan tek kişi biliyorum o da her zaman saygı ile yad ettiğim değerli hocam Harun Fatsa’dır. Yer ile ilgili kendisinin üstün gayretlerini yakinen biliyorum ki tespitleri harikaydı. Harun Hocam, eğer yapılacaksa en uygun yerin Jandarmanın hemen altı yani şimdiki Simya Kolejinin bulunduğu yer olarak önermiş hatta fizibilite için mimar, mühendis ve çevre bilimcilerden de destek almıştı. Lokasyon olarak herkesin ulaşabileceği bir noktaydı. Üstelik manzarası da harikaydı. Orası hakkında uzun süre direndi başka yere de onay vermedi.
Ama olmadı, hatta bu ısrarı onu koltuğundan bile etti.
Sonraki yılarda gelen vali ve İl Milli eğitim müdürleri ile yaptığımız bire bir çabalar ve ikna turları da fayda etmedi ve merkezdeki öğretmen evi kapatıldı, yer olarak da şimdiki öğretmen evinin bulunduğu alanda kara kılındı.
Ve geldik bu günlere.
Emekli öğretmenlerin yaşı itibarıyla rahatlıkla ulaşabileceği, sohbet edeceği, tavla oynayabileceği şöyle sıcacık bir mekanı yok.
Dört arkadaşı ile bir araya gelerek şöyle sıkıntısını dağıtacağı bir oyun salonu yok.
Ekonomik durumuna göre ağız tadıyla çay içebileceği bir mekanı yok.
Bir süre önce her ne kadar adı öğretmen lokali olan ama on masadan sadece ikisini öğretmenlerin oluşturduğu Gül Bahçe içine bir yer açılmıştı ama orası da lokanta olunca hemen arkasındaki 30 metre karelik alana itilmişti öğretmenler.
Orayı da öğretmenlerden ziyade diğer kamu emeklileri doldurunca öğretmen için yer de kalmamış oldu.
Şimdi öğretmenler – özellikle de emekliler- nerede?
Sayın Rasim Arı.
Sizi şu ana kadar halkın içinden çıkmayan bir başkan olarak tanıdık. Lütfen bir gününüzü de bize ayırın da ben size öğretmenlerin nerelerde olduğunu göstereyim.
Başta siz olmak üzere sorumluluk mevkiinde olanların hepsi yukarıda belirttiğim gibi dört atadan biri olan öğretmenlerin ahını alıyorsunuz. Yapmayın etmeyin en kısa zamanda -yer derseniz onlarca yer gösterebilirim- başta emeklilerimizin sıcacık koltuklarda keyifle sohbet edeceği bir mekana kavuşturun. Diğer birim otel ve sosyal tesis olarak harika işler yaparak gerekli hizmeti veriyor.
Hadi Rasim Başkan. Bu tüm öğretmenlerin şimdilik ricasıdır.
Oğuz Özdem KARAMANLILARIN İZİNDEYİM