
Anlam itibarıyla maraz almış insanların çare aradıkları yer olarak düşünülebilir. Doğrudur da. Dahası hastaneler sadece derde derman aranılan yer olmaktan başka aynı zamanda şükür yerleridir.
Derdine derman aramaya giden insanın, kendinden daha kötü durumda olan insanları görünce haline şükür ettiği, beterin de beteri olduğunu, buna bağlı olarak da yaratanın bir dert verdiyse bunun da bir mesaj olduğunun bilincine vardığı yerdir hastane.
Şükür yeridir dedim ya. Evet, öyledir. Yaşayanlar bilir, yaşadım biliyorum. Görüştüğün her kişinin ortak sedası “senin derdin dert midir benim derdim yanında” şeklindedir. Bu da size çok şükür dedirtir.
İnançlı insanlar, başlarına gelen sıkıntının mutlak bir nedeni olduğunu, derdi verenin dermanını da vereceği inancını taşır. Bu inanç iyileşmenin de bir nedenidir. Doktor tavsiyesidir iyileşeceğim inancı iyileşmenin başlangıcıdır.
Allah düşürmesin, eksikliğini de göstermesin dediğimiz yegane yerdir hastaneler. Normal zamanda başımızı çevirip bakmadığımız, önünden bile geçmek istemediğimiz hastanelerden ihtiyaç duyduğumuzda koşa koşa gittiğimiz yerlerdir.
Bu kadar önemli olan, hatta dünyanın en büyük liderlerinden Kanuni Sultan Süleyman’ın elinin altında her şey varken “olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi” dediği sağlık meselesinde hastanelerimiz ne durumda?
Hastane adı vermeden yazıyorum.
Kimi hastanelerde ne yazık ki hijyen anlamında gereken önemin verilmediği, temizlik şirketlerinin işi bi hakkın yapmadıkları, yapılan temizliğin de askerin “teftiş fırçası” babından yaptığı gözden kaçmıyor. Özellikle ortak kullanılan tuvaletler çoğu zaman girilecek gibi bile olmuyor. Şirketlerin de işi zor tabii. Hak vermiyor değilim çünkü kullananın da çok büyük suçu var bunda.
Hastane bahçeleri de ayrı bir sorun. Yeşil alanlar, oturma alanları, yürüyüş güzergahları sigara izmaritlerinden geçilmiyor. Burada en büyük suç oraya bunu atanlarda bu tamam ama bir şekilde temizlenmesi de gerekmiyor mu?
Bir sıkıntı da insan faktöründe. Yani hem çalışan hem de hastalarda. Kayıt gibi, danışma gibi, sekreterya işi yapan yerler gibi insan ile daha fazla muhatap noktalarında bulunan çalışanların gelenlerin “hasta” olduğu bilinciyle daha sabırlı davranmaları, tersinden de o insanlarla muhatap olan hastalarınsa gün boyunca onlarca kişiye meram anlatmaya çalışan bu insanlara karşı daha nazik olmaları gerekiyor.
Şimdi hastane adı vererek yazıyorum.
Şimdiye kadar gördüğüm- özeller de dahil- yukarıdaki saydığım tüm kriterler dahil en muazzam hastane ETLİK ŞEHİR HASTANESİ oldu. Temizlik, çalışan faktörü, doktor hasta ilişkisi, yeterlilik yani her alanda BRAVO denilecek düzeyde bir başarı sergiliyor.
Eminim benzer durumda olan başka hastaneler de vardır ben sadece muhatap oluklarım arasında kıyas yapa bilirim.
Bir başka konu da hastanelerde yaşanan usulsüz ve yanlış meseleler.
Hastaneler gibi büyük hacimli yerlerin hizmet alım ihalelerinde bol sıfırlı rakamlar döndüğü için, buradan bir parça koparmak isteyen herkesin de gözü buradadır. İşini dört dörtlük yapan şirketler yanında hak etmeyenin, yandaşın veya menfaate dayalı ilişkinin bir parçası olanlar yüzünden, hastane yönetimi de şehir yöneticileri de bakanlık da hatta iktidar da töhmet altına girmektedir.
Bu yazıyı yazmama sebep olan etkenlerden biri de ne yazık ki budur. Daha önce defalarca izlediğimiz hastanelerde meydana gelen usulsüzlük ve rüşvet meselesinin bir öreğini yerelde biz de yaşadık. Önce yerel basınımızda daha sonra ulusal basında “Nevşehir’de rüşvet ve usulsüzlük operasyonu” adı atında yayınlanan haberde Nevşehir devlet hastanesi tarafından yapılan suç duyurusu üzerine emniyet güçlerinin operasyonları sonucu hastane işlemlerinde usulsüzlük yapan ve rüşvet alan 20 kişiden bahsediyordu. Aralarında belki de suçu olmayanlar vardır onları tenzih ederek yazıyorum. Konu adli makamlarda.
İnsan sağlığı ile oynayan, insan sağlığı üzerinden prim yapan, yapmaya çalışan, usulsüzlük yapan, aracı olan, hastanın hakkından çalan, hastaya müşteri gibi bakan vs. vs. Allah ……………..
Noktalı yeri siz doldurun artık.
Oğuz Özdem KARAMANLILARIN İZİNDEYİM